Haftalık Kitap Önerisi

Jules Verne – Doktor Ox’un Deneyi

Bu anlatılanlar kitabın ilk sayfalarında geçtiğinden spoiler tehdidi oluşturmamaktadır.

Hikaye Flandre’da, Quiquendone adında hayali bir kentte geçmekte. Yazar, bu kentin en iyi haritalarda bile bulunmamasına rağmen kayıp bir kent olmadığını iddia ederek bu hayali kenti gerçek kılmakla başlıyor kitaba. Bu kentin varlığına okuyucuyu bir nebze de olsun inandırdıktan sonra bu kentte yaşayanları, belediye başkanını ve danışmanını anlatmaya başlıyor.  Bu kentin sakinleri kelimenin tam anlamıyla ‘sakin’. Yüksek sesin kullanılmadığı, tartışmaların olmadığı, herkesin büyük bir sükunet içinde yaşadığı Quiquendone kentindeki durgun hayatlar, insanların fizyolojilerini de etkilemiş. Nabızları dahi oldukça düşük olan bu halkın yaşantısı adeta belli bir yaşamı nesiller boyu yaşamaya devam ettikleri hissi uyandırıyor. Tabii böylesine sakin bir halk için güvenlik güçleri fuzuli olarak görülüyor çünkü senelerdir komşu ülkeleriyle de barış içerisinde yaşayan, kendi halinde bir kent.

Belediye başkanları hayatları boyunca önemli herhangi bir karar almadan görevlerini yerine getiriyorlar. Danışmanları, daima onları destekleyici ifadelerde bulunuyor. Kitabın bir bölümünde toplumsal eleştirinin mizahi bir dille örneği de bulunmakta. Belediye başkanı ve danışmanı uzun süren ama sessizliğin hakim olduğu bir görüşmedeler. Saatler sonra belediye başkanı üzerine düşündükleri konu hakkında karar için daha sonra görüşülmesini uygun görüyor. Karar vermekten çekinen yöneticiler ve onları destekleyen danışmanlar yönetiminde sakinliğini korumaya devam eden bir kent.

Doktor Ox, kenti aydınlatma projesi için belediye başkanı ile görüşüyor ve tüm finansmanı kendinin sağlayacağını söyleyerek belediye başkanını ikna ediyor. Ancak Doktor Ox’un planı basit bir ışıklandırmadan daha ötesi. Halkın varoluş temellerini değiştiren, ütopik sayılabilecek sakin ve barış içindeki hayatlarını alışık olmadıkları yöne iten bir proje. Bu projenin halkın düşünceleri, hisleri ve benlikleri üzerine etkisini kaleme alan Jules Verne, eserini mizahi öğelerle ve metaforlarla renklendirmiş.

Ütopya ile distopyanın kesişiminde olan bir Jules Verne eseri, Doktor Ox’un Deneyi. Satırların arasında dolaşırken neyin ütopya, neyin distopya olduğunu sürekli sorgulatan ve distopya ile ütopyanın mükemmel bir denge içinde karışımının sunulduğu bir hikaye özelliği taşıyor.

Son olarak en çok dikkatimi çeken ve beni en çok etkileyen metaforu da paylaşmak isterim. Kitabı henüz okumadan geçen bir bölüm hakkında bir şey öğrenmek istemezseniz bu birkaç satır yazımı okumanızı tavsiye etmediğimi belirtmeliyim. Kitabın ilerleyen sayfalarında belediye başkanı Van Tricasse ile sadık danışmanı Niklausse, deniz fenerine tırmanırken bir tartışmaya tutuşuyorlar. Egolarının, kibirlerinin ve çıkarlarının etkisi altında bu çok eski arkadaşlar, birbirlerinin düşmanı gibi davranmaya başlıyorlar. Hatta bu tartışma o denli alevleniyor ki birbirlerini itmeye, fiziki bir güç savaşına dahi dönüşüyor. Tüm bunlar olurken deniz fenerinin merdivenlerini çıkmaya devam ediyorlar. En sonunda yukarıya ulaştıklarında, bulutların üzerinden manzarayı izlemeye başladıklarında tüm dünyevi hırsları yok oluyor. Eski dost olduklarını hatırlayıp tekrar olumlu manevi duygulara kavuşuyorlar. Bu satırları okurken aklıma gelen şey; merdivenlerin hayatın karmaşası içinde geçen yıllar, bulutların üstündeki manzara ise ölüm sonrası sakin yaşama ima olduğu yönündeydi.

 

Jules Verne, ütopya ve distopya ile hayatın içindekileri harmanlayarak doksan sayfaya sığdırmayı başarmış. Büyük bir edebi zevkle okuduğum bu kitabı umarım siz de çok beğenirsiniz.

-Buğra Balkan